Babam

Babam, Selçuk Bolat

1950 Tarsus doğumlu. 5 kız, 2 erkek kardeşin en büyükleri. Sonradan Gazi Üniversitesi’ne dahil edilen Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde Kimya Mühendisliği okuyup, 1979-1984 yılları arasında Adana’da Çukobirlik’te mesleğini yaptıktan sonra dedemin isteğiyle bahçe ve tarla işleriyle ilgilenmek üzere ayrılıyor ve çiftçiliğe başlıyor. Aramızdan ayrılana kadar da 30 yıl boyunca bu işini sürdürüyor.

Babam o zamanın bir çok erkeği gibi çocuklarına karşı sevgisini çok belli etmeyen (çocukları uyuduktan sonra seven), çiftçilikten dolayı yoğun çalışmasından ötürü çocukluğumuzda bizimle çok vakit geçirememiş biri. Sağolsun daha çok annem, benimle ve abimle ilgilenirdi. Bugünlere gelmemizde her ikisinin de büyük payı var tabi ki ama annemizin daha çok olduğu kesin.

Babam da üniversiteye gittiği ve mesleğini yaptıktan sonra babasıyla birlikte iş yapmanın zorluklarını yaşadığı için bizim de okumamızı ve onun tabiriyle kendimizi kurtarmamızı istiyordu. Okul yıllarımızdaki mükemmelliyetçi tutumu (sınavdan 80 aldığımızda 90-100 alan yok mu diye sorması buna bir örnektir) bizim karakterimizi şüphesiz ki şekillendirdi. En büyük ve yüksek tahsil görmüş tek çocuk olmasından dolayı aileyi, etrafındakileri, olayları kontrol etmeye çalışan kişiliği bize de miras kaldı.

Onu tanıyan herkesin hemfikir olduğu bazı özelliklerini yaşanmış örneklerle birlikte sayarsam;

  • Hayatı ve yaşamayı seven kişiliğe sahip olması (arkadaşları yurtdışı tura çıkıp, Mısır’daki piramitleri görmek istediklerini söyleyince, taşla toprakla ne işimiz var Amsterdam’a gidelim önerisiyle gelen, katıldığı iş arkadaşlarımla olan fasıl yemeğinde benden daha genç ve hayat dolu olduğu yönünde iltifat alan)
  • Sosyal iletişim becerileri çok yüksek (En son hastanede tedavi görürken, yüksek sesle konuşup istediği gibi iletişim kuramasa dahi hemşirelerin ve hasta bakıcıların göz bebeği olan)
  • Karizmatik ve şeytan tüyüne sahip biri olması (iletişim kurduğu herkesi bir şekilde etkileyen, hasta bakıcıların hastaneden ayrıldıktan sonra telefonla arayıp halini hatrını sorması)
  • Sosyal eğlence ortamlarında kimse umrunda olmadan medeni cesaretle çıkıp herkesi hayran bıraktıracak şekilde kendine has figürleriyle oynaması ve ortamı ateşlemesi (bir çok kez düğünlerde eğlencelerde tanımadığı kadın ve erkeklerin oyun oynadıktan sonra gelip tebrik etmeleri)
  • Yaşından oldukça genç göstermesi (kim der fotoğraftaki adam 65 yaşında diye :))

Ailem

7752 Toplam Okunma 25 Bugün Okunma
%d bloggers like this: